Ana Sayfa
Ana Sayfa
GÜLSELİ İNAL'IN "TOPLU ŞİİRLER"İNİN
İLK İKİ CİLDİ ÇIKTI!
80 kuşağının şairlerinden Gülseli İnal’ın toplam dört ciltten oluşan Toplu Şiirler’inin ilk iki cildi Komşu Yayınları’nın “Yasakmeyve” dizisinden yayımlandı.
Hikmet Temel Akarsu’nun saptadığı gibi şiirde “Yeni Kara”nın son temsilcisi olan Gülseli İnal’ın yarım asırlık şiir birikimi, Toplu Şiirler’in ilk iki cildinde Burhan Uygur’un desenleriyle birlikte okuyucuyla buluşuyor. Gülseli İnal, Ece Ayhan’ın tabiriyle “Karaşın”, Cemal Süreya’nın betimiyle “Benzersiz güzel”, İlhan Berk’in tanımıyla “Dilde başla-dur kullanmayan” bir şair.
Kozmik, underground, senfonik şiirleriyle Gülseli İnal; Türkçeye farklı boyutlar kazandıran, şiirsel metinleri yaşamın üst boyutlarına taşıyan öncü karakteriyle kendine ait şiir tarzını yaratmış, Haydar Ergülen’in deyimiyle bir dil ustasıdır. Gelecekte dilin “şiir dili” olacağına inanan şair için, toplumlar ancak şiirin baştacı edilmesiyle uygarlaşabilir.
Şairin şiirlerinde yıkıcı, güzelleştiren, onaran, yeniyi talep eden, eskiyi iyileştiren ışık dizeleri hâkimdir. Öte yandan şair, mitolojileri yaratan dünyaların peşinde olmuştur her zaman. Bu aynı zamanda, bireyin evrensel yaşam paradokslarını çözebilme yollarını gösteren ve harmonik bir dünyayı öneren gücü de içermektedir.
“Ben onun imgeyi imge olarak sevdiğini, anlam iletmek için kullanmadığını düşünürüm. Onun şiirlerindeki imge bolluğu içinde ise, güzeli çirkini ayırmak pek o kadar kolay değildir.”
“Gülseli İnal; sezgiler dünyasında şiir dilinin olgunluğunda, apayrı bir ince duyarlılıkta gezinen ve bizleri gezdiren yeni bir kişiliğin eşiğine varmış bir şairdir.”
“Bir çok usta şairimizin yaklaşamadığı çapta “Çocukluğum” şiiri için şunu keyifle söylüyorum: Bir deha ürünü... Açın kapağı ve sayfaların rüzgârından sonra korkmadan bırakın kendinizi okyanusun bağrına, güvenin dibe yaklaşırken hayata kavuşacağınıza.
YASAKMEYVE'NİN 38. SAYISI ÇIKTI!
“Şair ve Okuru” sayfalarının bu sayıdaki konuğu Enis Batur. “İyi şair, her seferinde bir öncekinden güçlü bir şiir kurmaya çalışır” diyen Enis Batur’la Erol Toygun konuştu. İlhan Berk’ten Enis Batur’a yazılmış mektuplar da ilk defa Yasakmeyve’de yayımlanıyor.
Bu sayının dosyası, 12. Altın Portakal Şiir Ödülü’nü alan Cevat Çapan’a ayrıldı. Sezai Sarıoğlu’nun portre denemesi ve Yılmaz Arslan ile Michel Hulse’un sempozyum bildirileri, Cevat Çapan şiirine farklı pencereler açıyor.
Sabit Kemal Bayıldıran, “Edebiyatımızda Şiirler Sözlüğü”nde bu sayı Dağlarca’nın “Bu eller miydi” şiirini incelerken, Tahir Abacı da “Şiir Kitapları Sözlüğü”nde geçmişten günümüze şiir kitapları arasında gerçekleştirdiği yolculuğuna devam ediyor. Alâattin Karaca’nın “Turgut Uyar’ın Şiir Aynasına Düşen Modern Kent İmgesi” yazısının ilk bölümünün yer aldığı dergide, Enis Akın’ın, Cihan Oğuz’un ve Ramis Dara’nın, şiir gündemini takip eden köşe yazıları bulunuyor. “Şiir Masası”nın bu sayıdaki konuğu ise Aydın Afacan...
“Şiirin Uzun Tarihi” sayfalarında, Ahmet Muhip Dıranas’ın dergilerde unutulmuş şiiri, “Dünya Şiiri Günü” etkinlikleri ve “Şiiristanbul”a dair Mete Özel’in tespitleri yer alıyor.
38. sayının şairleri ise, İzzet Yasar, Metin Cengiz, Yaşar Miraç, Arife Kalender, Halim Yazıcı, Süreyyya Evren, Betül Dünder, Özgün E. Bulut, Elâ Atakan ve Kaan Koç.
GİTMELER GÜNCESİ
Gitmeler Güncesi, İlkiftar Ezberci’nin ilk kitabı. Öykü-anlatı-deneme türlerini birarada ustaca kullanan Ezberci, herkesin hayatına bir yerden dokunmayı başarıyor.
Kendine sustuğu ve kimsenin bilmediği zamana ait, kişisel tarihine dair tabletleri gün ışığına çıkarmaya karar veren bir anlatıcı karşılıyor bizi kitapta. Konuştuğu tek kişi ise, eve temizliğe gelen Hatice Hanım’dır sadece. Hatice Hanım’a anlatıyor her şeyi ve ortaya matruşkaya benzer, bir anlatı çıkıyor, içinde gizli pek çok öykünün bulunduğu.
Anıların, şarkıların, şiirlerin izini sürerek, hafızasının mezar taşlarına bakan anlatıcımız, hayatın zor sorularını sormaktan geri durmuyor.
Arka Kapak Yazısı:
Demiştim ki ben dağınık yaşamayı, dağınık yazmayı severim. Benimle insanlar arasına köprü atacaksam kimsenin o köprünün ortasına geldiği zaman bir boşluk olduğunu görmesini istemem. Her adımda uçabileceğini bilmeli. Köprüyü ve suyu aynı anda görmeli.
ÇOK TANRILI SULAR
Kaan Koç’un 2006 Cemal Süreya Şiir Ödülü alan "Çok Tanrılı Sular" adlı şiir dosyası, Komşu Yayınları tarafından kitaplaştırıldı!
Kaan Koç, 1986 yılında İstanbul’da doğdu. Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde öğrenci. “Goygoy” ve “Yokluk” fanzinlerini çıkaranlar arasında yer alan şair, “Karakalem” dergisinin şiir editörlüğünü yürütüyor. “Çok Tanrılı Sular”, şairin ilk kitabı. 2006 yılında Cemal Süreya Şiir Ödülü’ne dosya dalında değer bulunmuştu.
Kitaptan Bir Şiir:
Üçüncü Perde
başımda bir boşluk var, gökyüzü diyorlar
şırıltıda gözlerim, tanrı savaşları, perde üç
berekettir diyor, babilli köylü
iyidir toprağa.
dünyaymış göğsümdeki sancı.
sokaklara bakıyorum hepsi içine kapanık
çöpünü başıma döküyor valantin taskin,
yine chopin çalacak, piyanoda nocturne bu gece
birden bütün sesler kesilince
tarlabaşı'nda alırım soluğu.
gökyüzü başımsız
başım bomboş.
kime söylesem,
geçer diyorlar,
dünya hali.
KARDAN NESİL
Kemal Tekin, 1976 Mersin, Anamur doğumlu. Hacettepe Üniversitesi, Sanat Tarihi Bölümü’nde okudu. 1994’ten bu yana şiir ve yazıları çeşitli dergilerde yayımlanan şairin, “Kardan Nesil” ilk kitabı.
Kitaptan Bir Şiir:
Halk Şarkısı
Ateş söndü, batı
bir sarışınken, saçlarım gece
çocuk olan kimdi, kan istemeye gitmeden
kaitaplarım bitmeden, bay good bye.
Venedik bitti, batı
koskoca meydan bile
modern şehir, resim, heykel, yazın
insan kimdi?
İkizim yok ki nereye, olmayan mevsim
burada olmaksa gitmek, yani
konu tekse, çok acayip
Leyla kim, Juliet kim,
Leyla’dan Juliet’e, Juliet’den Leyla’ya
Geçildi.
BEŞ TAŞ
Mahir Karayazı, 1980 İstanbul doğumlu. Asıl adı Mahir Aktaş. “Dağınık Harfler Sokağı” adlı fanzini çıkaran şair, bir de “Eksilme” (2007) adlı kısa film çekti.
Şiiri ilk kez 2003’te “Varlık” dergisinde yayımlandı. Çeşitli dergilerde şiir, öykü ve söyleşilerini yayımlamaya devam ediyor.
Kitaptan Bir Bölüm:
sararan tenim soluk benzimle itiraf edeyim
ben aslında zenciyim
kumral bahçelerde siyah bi’şeyim
keskin saçlarıyla kayısı bahçelerinin
kokusunun boğulduğu köylerde babamın
şehre kaçarkenki düşlerinden biriyim
at arabasına yüklenmiş Taşdelen şişeleri
işporta tezgâhında terlik
kola, bira, kalıp kalıp buz
Eminönü Meydanı’nda bir adam
kahvelerde elli iki destesi
gibi kardın bu çocuklar üşüyor
büyüyor ceviz ağaçları akrabalar
akbabalar gibi dönüyor başında hiç çıkarmadığın kasketin
çakır gözlerin… her şeyi mavi mi görüyor?







